Hakkınızı helal ediyor musunuz?

 

Benim hatırladığım bu iki oldu.

Birincisi epey dikkat çekmişti.

Bu nedenle mi ikincisi oldu, yoksa iyice tuhaflaşmaya mı başladık bilemiyorum.

Cenazede hakkını helal etmeme modasından bahsediyorum.

Önce Bodrum’da, şimdi de Nazilli’de… İmam efendi mevta ile geride kalanları helalleştirmek için o meşhur “hakkınızı helal ediyor musunuz?” sorusunu sorunca cemaat arasından çıkan bir kişi “hayır, etmiyorum” diyor.

Dinimizde kul hakkının yeri çok farklıdır. Çünkü Rabbimiz her günahı affedebileceğini ancak kul hakkıyla karşısına gelenleri affetmeyeceğini Hadis-i Kutsi ile belirtmiştir. Bunun iki yolu vardır: ya hakkını yediğimiz kişiyle ölmeden helalleşiriz ya da ahirette sevaplarımızı o kişiye veririz. Nitekim Peygamber Efendimiz bunu bize “Müflis, şu kimsedir ki, kıyamette, defterinde pek çok namaz, oruç ve zekât sevabı bulunur. Fakat bazılarına çeşitli yönden zararı dokunmuştur. Sevapları, bu hak sahiplerine dağıtılır. Hakları ödenmeden önce sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları, bunun üzerine yükletilip Cehenneme atılır” hadis-i şerifiyle haber vermiştir.

İşte bu nedenle cenaze namazına başlanmadan önce hak helalliği istenir. Güzel ve gerekli bir âdetimizdir bu. Vefat edenle son kez karşı karşıya geldiğimiz bir andır.

Sevmediğimiz bir insanın cenazesine pek katılmayız millet olarak. Vefatıyla bizi üzen bir insana son vazifemizi yapmak için katıldığımız cenaze namazında da mevta gözlerimizin önüne konulunca ister istemez aklımıza ölüm gelir. Zaten ölüm akla gelince diğer şeyler bir anda değersizleşir gözümüzde. En başta da yaşamak değersizleşir. Birkaç saat önce aramızda olan birisini tabutun içinde uzanmış, hareketsiz görünce bize yaptığı kötü şeyler bile sıfırlanır.

O an canı gönülden “ helal olsun” deriz. Dememiz gerekir. O mevta artık bizim tanıdığımız kişi değildir. Her şeyini dünyada bırakıp ruhunu teslim etmiş, parmağını oynatmaktan aciz bir cesettir artık. Onu bir an önce mezarına teslim etmek ve hesap melekleriyle baş başa bırakmak gerekir. Maalesef tam bu noktada kalabalık içinden birisinin çıkıp “helal etmiyorum” demesi hem mevtaya hem mevtanın akınlarına hem de cenazeye katılanlara büyük bir azap ve büyük bir hakarettir.

Eğer helal etmemek istiyorsan cenazeye katılmazsın. Katılsan da soru sorulduğunda sesini çıkartmazsın. Namazdan sonra mevtanın en yakınlarına usulca sokulup durumu arz edersin. Anlarlarsa ne âlâ, anlamazlarsa ahirete bırakırsın. Çünkü o adam elinden kaçıp gitmiyor. Öbür dünyada seni bekliyor, sen de oraya göçtüğünde karşına çıkarılıp helalleştirileceksiniz. Ahirette de insana azık lazımdır. Eğer bu dünyada açlıktan ağzın kokmuyorsa “dikkatleri üzerine çekmek için” böyle şov yapmak tamamen dünya malı sevginin büyüklüğündendir. Hem de o kadar büyük ki hadis-i şerifte “Lezzetleri yok eden” şeklinde tabir edilen ölüm sana hiç tesir etmemiştir. Yaptığın şey eziyetten başka bir şey değildir!

Diğer yandan, benim asıl dikkat çekmek istediğim konu; arkasından açık açık hakkını helal etmediğini söyleyen birisini bırakarak bu dünyadan göçmek.

Bu öyle kötü bir şeydir ki, Allah hepimizi bundan muhafaza eylesin.

Yıllar süren bir ömrün ardından vefatımızda böyle birisinin çıkması bizim ne kadar kötü bir insan olduğumuzu gösterir. Zulmeden, hak yiyen kötü bir insan…

Öyle zalim ki zulmettiği kişiyi dünyadayken konuşturmamış, o kişi de vefatını fırsat bilerek ölünün üstüne çıkmış adeta.

Öyle kötü ki yaptığı haksızlıklar cenazesinde de peşini bırakmıyor.

Bu nasıl bir bedbahtlıktır Allah’ım!

Neyse konuyu uzatmadan yine en başa dönmek istiyorum: ya bu olay da moda olmaya başladı ya da biz millet olarak iyice tuhaflaştık.

Allah sonumuzu hayır eylesin. Amin!

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Mutluluğu Çalanlar başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

  • Beşparasız

    Kötü bir durum..Bence millet olarak hak hukuk konusunda bilinçsiziz , yada vebalinin farkında değiliz…Hak yiyende , hakkı yenen de edep çerçevesini aşmadan sorunu çözmeli..Cenazede etmiyorum demek bence de show yapmaktan başka bir şey değil..Güzel bir konuya değinmişsin gönlüne sağlık..